30 Kasım 2018

Kingdom Come: Deliverance

Kingdom Come: Deliverance (KCD) ilk bakışta “farklı” bir Skyrim oyunu gibi görünebilir ancak inanın bu çok yanlış bir düşünce olur. Yazının ilk başında size vereceğimiz tavsiye şudur “Bu bir SİMULASYON oyunu”.  Her ne kadar atmosferi bunu yansıtmıyor olsa da. Zaten KCD’nin ilk ve en büyük başarısı burada ortaya çıkıyor.


Oyun 1403 yılında geçiyor. Lakin oyun şu an üzerinde yaşadığımız Dünya’nın 1403’ünde geçiyor. Bu oyunda büyü, ejderha, garip yaratıklar beklemeyin. Sihirli nesneler, büyülü kılıçlar veya şeytan lordları bulunmuyor. Eğer oyunda nelerin olduğunu bilmek istiyorsanız açın Orta Çağ tarih kitabını ve 15. Yüzyılda Avrupa nasılmış, neler varmış okuyun. Nitekim oyunun yapımcısı Warhorse onun bir gömlek üstünü yapıp işinin ehli Orta Çağ tarihçisi/leri ile oturup oyunun geçtiği haritayı, mekaniklerini, hukuk sistemini ve hatta dünya görüşlerini oyunu kalbine koymuşlar.

Kingdom Come: Deliverace size kendi karakterinizi yaptırmıyor. Irk, renk, tür gibi seçimler yok. Olay basit; insansınız. Yüzünüzün şekli şemali ile de uğraşmak gibi bir seçenek yok. Her zaman için aynı tipte ve Henry adında bir karakteriniz olacak. Şu anda Çek Cumhuriyeti (Bohemya) sınırlarında bulunan bölgedeki Skalitz adında bir köyde zamanında meşhur olan ancak sonrasında sineye çekilen usta demirci babanız ve çok sevgili tontiş yanaklı anneniz ile yaşıyorsunuz.

Henry sıradan bir insan. Ejderha soyundan ya da damarında yer altı lordunun kanı bulunan, kayıp büyücüler tarafından yetiştirilmiş bir ruhani varlık değil. Siz ne iseniz Henry de o. Lakin Henry’nin tek kötü şansı berbat bir zaman diliminde yaşıyor olması. 15. yy’da Kutsal Roma İmparatorluğu’nda çıkan kargaşa ve iki üvey kardeşin taht kavgası arada Henry gibi binlerce masum insanın yok olmasına sebep olabiliyor. Siz de Henry’yi bu dünyada ayakta tutmaya çalışıyorsunuz.

Size sürekli olarak yazı içinde bunun bir simülasyon olduğunu dikte etmeye çalışıyorum her ne kadar stüdyo oyununa açık dünya RPG dese de. Ki bu kesinlikle yanlış değil. Fakat açık dünya RPG tanımı bu oyun için gerçekten sade kalıyor. Kingdom Come: Deliverance’ın genel oyuncu kitlesi tarafından sevilmeyebilecek birkaç yanı mevcut.

Örneğin bu tür oyunların olmazsa olmazı “Tutorial” yani oyunu tanıtan ve aynı zamanda hikaye içinde size mekaniklerin nasıl işlediğini gösteren bölüm yaklaşık 1 ila 1,5 saat arası sürüyor. O da oyalanmazsanız. Ancak o süre boyunca tutroial kısmını sanki oyunun ortalarıymış gibi yaşıyorsunuz. Hele ki grafik ayarlarınızı Ultra High yapabilecek bir makineniz varsa ciddi anlamda o tutorial bölümü adete bir filmin epilogue bölümü gibi geçip gittiğini göreceksiniz. Belki de uzun zamandır çıkan hiçbir oyun beni bu derece heyecanlandırmamıştır. Ve bu heyecanımın tek sebebi “Gerçekçilik” olgusu.

Biliyorum şu anda anlattıklarım sizlere bendeki kadar etki etmiyor nitekim ben de gözlerimle görmeden inanmazdım ancak oyun sizi serbest bırakıp “Buyur dünya senin, gez dolaş” dediğinde sudan çıkmış balık gibi kalıyorsunuz. Etrafıma bakıp şimdi ne yapsam diye düşündüğümde Hery’nin baya acıkmış olduğunu lakin benim üzerimde ne yiyecek ne de para olduğunu fark ettim. Kaldı ki öyle her yerde uyumak da yok dolayısı ile ya bir kamp bulacaktım ya da oda tutmak zorunda kalacaktım. İşte o anda ne yapmam gerektiği dank etti; iş bulmam lazımdı! Bir oyunda para kazanmanın en etkili yolu görev yapmak değil mi? Henry için öyle bir şey söz konusu değil. Burası gerçek dünya dedik ya, dolayısı ile gerçek dünya kuralları geçerli. Öyle her köyde 10 tane görev çıkmıyor. Her görev sonunda Groschen’ler (15. yy’da Bohemia’daki para birimi) suratınıza yağmıyor. Hatta bir an geliyor ki 2 somun ekmek için bile görev yapabiliyorsunuz. (HWP)


İndir: Drive  Torrent